RSS
email

Ekonomik Krizin Düşündürdükleri

Bir düzmece midir yoksa gizli bir metnin sızması mıdır bilinmez Siyonist kurul tarafından düzenlendiği iddia edilen protokollerde “ekmeğe muhtaç etki sana itaatkar köleler olarak gelsinler” yazdığı iddia edilir. Ve bu sebepledir ki dünyada buhran seviyesine varan tüm ekonomik çalkantılarda hep mezkur taifenin parmağı olduğu bazılarınca iddia edilir, ve başka bazılarınca ise bu tür iddialar komplo teorisi olarak etiketler durur.

Aslında bizdeki kullanımında bir fark olmamakla birlikte erbabınca kullanımında Complot ve Conspiracy arasında farklılıklar vardır. Complot yani komplo savunma amacıyla yapılan entrikalara verilen ad iken conspiracy saldırı amacıyla yapılan entrikaların terminolojik karşılığıdır.

Bu kısa terminoloji açıklamasından sonra konumuza geri dönecek olursak, bildiğiniz gibi dünya piyasalarında 2008 yılı ortalarında kendini hissettirmeye başlayan ve Eylül ayında yıkılması imkansız görülen yüzyıllık kalelerin çökmesi ve ABD devletinin domino etkisini önlemek adına bunlara el koymasıyla ilan edilen maluma hem cinslerimizin ekonomistleri “global ekonomik kriz” demektedirler.

Bu krizi 1998 Asya, 2001 Türkiye krizlerinden ayıran ve çokça karşılaştırıldığı 1929 kriziyle benzeştiren asli unsur krizin kapitalizmin merkezi olan ABD'de vuku bulması ve sonra tsunami dalgaları gibi bütün dünyayı sarması ve sarsmasıdır.

Oysa 1998 Asya krizi aslen Endonezya, Malezya, bir miktar Tayvan gibi uzak doğu ülkelerini vurmuştu. Ve buralardan çıkan paraların kendilerine akması sebebiyle dünyanın nüfus ve dolayısıyla ucuz iş gücü ambarı Çin ve Hindistan'ın yıldızı dünya ekonomileri üzerinde parıldamaya başlamıştı. Bu ülkelerden Çin, 1997'de bünyesine dahil olan kapitalist küçük balık Hong Kong'un devasa sosyalist cüssesine rağmen kendisini yutması sebebiyle dünya ekonomik sistemiyle tamamen entegre olmuştu. Bu entegrasyonda Çin'in asli fonksiyonu diğer rakip partneri Hindistan gibi sisteme ucuz iş gücü sağlamak olup bu ikilinin ucuz iş gücü dünyanın geri kalanındaki çalışanların üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanmış ve bu sayede dünya nüfususunun %10'undan daha azını temsil etmelerine rağmen dünya gelirinin %80'inden fazlasını elinde bulunduran dünyanın elitleri dünya ekonomilerini özellikle de çalışanlar aleyhine allak bullak etme imkanı bulmuşlardır.

İçinden bir türlü çıkamadığımız 2008 krizi ise 11 Eylül rüzgarıyla dünyaya nizamat verme işini hızlandıran dünyanın Jandarması ABD'nin stratejik açılımı olan Afganistan işgali ve ardından eski dostu sonraki düşmanı Saddam Hüseyin'in alaşağı etmesi ardından ABD ekonomisinde mortgage (ipotek) krizi sonucu Bankaların verdikleri kredilerin amiyane tabir ile “patlaması” sonucu oluştu. En azından bizlere bu şekilde sunuldu. Oysa ABD ekonomisi özellikle Irak işgali sonrası oluşan spekülatif petrol fiyatlarından 2-3 yılda çok iyi paralar kazanmıştı. Ve muhtemelen Irak Savaşında maruz kaldığı masrafları fazlasıyla karşılamıştı.

Şu halde bu krizin asıl sebebi neydi? Talebin çok üzerindeki aşırı arz sonucu ekonominin tıkanması mıydı yoksa bununda ötesinde petrolün aşırı değer kazandığı dönemde fazlasıyla para kazanan “istenmeyenlerin” elindekileri paraların elitlerin kasalarındaki yerlerine yerleştirilmesi miydi? Muhtemelen amaç ve yöntem bunların da kapsamakla birlikte bunların çok ötesindeydi.

Aslında kapitalist elitler tezgahlarının sürekliliğini sağlayabilmek için sürekli olarak, havuç ve sopa politikasının ekonomik karşılığı olan ve özellikle “çevre ülkelerde” uygulanan ekonomik gelişme ve ardından gelen ekonomik kriz politikasını “merkezi” de içine alacak şekilde uyguladılar. Ve böylelikle krizin herkes tarafından hissedilmesini istediler.

Ülkelerin rezervleri tedbir politikalarıyla birlikte şimdilik krizi kompanse edebildiği için krizin gerçek etkileri henüz ciddi miktarda kendini göstermedi. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla ve globalleşme marifetiyle dünya ekonomilerinin entegrasyonu önündeki engellerin kaldırılması kriz çölünün içinde ekonomik vahaların oluşmasını engelleyecek veya çok azaltacak ve krizin çevrede çok daha fazla hissedilmesini sağlayacaktır. Ve krizin asıl etkileri muhtemelen önümüzdeki dönemlerde rezervlerin azalması sonucu devletlerin harcamalarda kısıntılara gitmesi sonucu kendini çok daha fazla gösterecektir. Ve bu bağlamda IMF başkanının “yoksul ülkelerde savaşlar çıkabilir” şeklindeki ifadesi anlamlıdır.

Aslında bu süreç krizi tezgahlayanların veya tetikleyenlerin homojenlikleri ve niyetlerine bağlı olarak ileride daha da belirginleşecektir ve gidişat netleşecektir. Ve böylece bu krizin teknik bir hata sonucu mu ortaya çıktığı yoksa bir tezgahın uzantısı mı olduğu anlaşılacaktır.

Şimdilik görülen krizin gelişmiş, müreffeh toplumlarda bile ayrışmalara neden olduğu ve toplumların kendilerinden olmayanlara karşı daha az anlayışlı hale geldiğidir. Avrupa'da ve ABD'de özellikle 11 Eylül sonrası ve bahanesiyle bazı aşırı grupların öncülüğünde İslami değerlere veya sembollere yönelik saldırganlığın artması ve kitleselleşme eğilimi göstermesi bunun en güzel örneğidir. Muhtemelen kriz derinleştikçe bu ayrışma daha da artacak ve derinleşecektir.

Hele ki “savaşan şahin” Bush sonrası “barış güvercini” Obama'nın estirdiği barış ve uzlaşı rüzgarının herhangi bir sebepten dolayı ve herhangi bir şekilde akamete uğraması veya sonuçsuz kalması bu kutuplaşmaları ve nihayetinde çatışmaları çok daha fazla derinleştirecek ve arttıracaktır.

Bu durumda dünyanın yeni bir üst versiyon “savaşan kartal” ile karşılaşması ve kendini ateşler içinde bulması hiç de şaşılacak bir durum olmayacaktır. Ve tarihi tecrübe göz önüne alındığında bu bana göre hiç de azımsanamayacak bir ihtimaldir. Böyle bir durumda kazananın yine gemisini yüzdüren kaptanlar olacağı ve halklara sadece acı, sıkıntı ve ızdırap düşeceği kanaatimce açıktır.

Sosyalist olmasa da “Marks'tan daha solda” olacak kadar sosyal bir insan olan ve bireysellik ve bencilliğin yaktığı dünyada diğerkamlık anlayışı üzerine bir topluluk kuran peygamberin müntesipleri olduğu iddiasındaki bizlerin bu durumda yapmamız gereken şey kendi iktidarlarını pekiştirmek için her gittiği yerde çatışma çıkarmayı olmazsa olmaz kabul edenlerin ardından değil de gitti toplumlarda asgari uzlaşı noktaları bulma ve “hak, adalet ve merhamet” temelinde toplumu şekillendirme gayretinde olanın ardı sıra yürüyerek gerek mesleki gerek meslekler üstü toplumsal dayanışma ağları kurup bunları güçlendirmek ve dayanışma konusunda birbirleriyle dayanışarak rekabet eden yapılar oluşturarak gerek bu krizin gerekse bütün diğer krizlerin başta kendi toplumumuz olmak üzere tüm dünyadaki etkilerini asgariye indirmenin yol ve yöntemini bulmak ve kapitalist elitlerin insanların emek, hayal ve ümitleri ile oynamada kullandıkları araç ve yolları tıkamak olmalıdır.

Aksi takdirde bütün dünya için çatışma ve kaostan başka bir şey olmayacaktır. Ve kaos da her ne kadar bigane kalmayı yeğlesek de yeryüzünde “hak, adalet ve merhamet” üzerine düzen kurma görevi üstlenen biz insanlar için bir sapmayı ve dolayısıyla kendi gerçeğinden uzaklaşmayı ifade edecektir.

Şu halde görevinin idrakinde olup onun gereğince iş yapanlara ne mutlu!

Bookmark and Share

7 yorum:

kazım dedi ki...

Başarılı olamayan bir genç, önce fakirlikten dolayı okuyamadığına, demokratik hakkı olmadığından adelet bulamadığına yakınır. hepimiz yapmışızdır, yapmaktayızda. suçu başkasına atıp rahatlama psikolojisi içerisine girmeye. "piyasa kötü çok kötü" üretim yapmak çin girişimde bulunma piyasa kötü. piyasayı kötü yapan kim sözüm ona "yahudiler". en iyi ürünleri yapanlara bakıyosun ecnebiler. en sahte hizmet kimde sözüm ona bizde. nerelerden gelindi bu duruma? biz gelmedik "bizi bu hale yahudiler getirdi" :)) ulan neymiş bu yahudiler. yıllardır ticaret yaparım en dürüst tüccarlardır yahudiler peki sorun nerde. Sorun bizde. Daha başlarken kısa yoldan zengin olma hayaliyle kestirme yoldan vole peşinde olan bizlerin sisteme dayalı bir ticareti olmadığından batıp gidiyor mantar gibi. halbuki yettiği kadar mantığını bir türlü oturtamamışız. "ben siftah yaptım ondan git al" mantığını unutmuşuz. kim suçlu "yahudiler" yeni dünya kurucuları :)) hadi gidin işinize derler adama. hangimiz eskiden ders aldı hareket etti. hiçbirimiz. sanki yahudiler "tarlayı ekmenizi engelliyor". neymiş çıkmayan tohum yapmışlar. yaparlar tabi. kahve köşelerinde bir yahudi yok çünkü. sorun bizde, sanki çalışmamızı yahudiler engelliyor. gel tut şunun elinden arkadaş birşeyler yapalım diyorsun tembellikten kımse yanasmıyor "kaç para verıcen" dıye soruyoruz. ya gel kardesım bı tut ucundan hele. sabır sabır sabır, işte yapamadığımız 5 harflı sıhırlı kelıme "sabır" .....
eline sağlık Ahmet abi.

selametle

kazım dedi ki...

bır arkadasımın 11 yıldır turkıyede yasayan patronu demıskı "Bugun sokağa çıksamda nerden para kazansam acaba" ve devam etmış "Insanlar okadar tembelkı yerde bır suru para var ama kımse eğilip almak ıstemıyor" durum bu kadar net. gercı benım anlatımım para kazanmak vurgusu yaptı hep ama anlatmaya çalıştığım kapıtalızmde yahudılere suç bulan bızler aslında kestırme yoldan zengın olmayı bırakıpta bıraz calışmaya baslarsa ıste ozaman olacak hersey guzel.....

AmaTT dedi ki...

Öncelikle bize tuttuğun ayna ve işaret ettiğin çözümler için teşekkür ederim. Ben de bu sitede "ayağın taşa çarptımı kabahati taşta değil kendinde ara" düsturu uyarınca sorunun ayağımızın çarptığı taşta değil o taşı dikkate almayarak yürüyen bizlerde olduğunu ifade etmeye çalıştım.

Ve asıl çözümün senin de işaret ettiğin gibi siyoniste küfür etmekte değil insanların önüne tabi olduğumuzu iddia ettiğimiz ilkeler uyarınca somut pratikler ortaya koymada olduğu açıktır.

Zira yapılması gereken Konfüçyüs'ün işaret ettiği gibi karanlığa küfredileceğine bir mum yakmaktır.

Mustafa Çelebi dedi ki...

KPDS sınavında sorulduğu gibi :
"Bugün tartışılan konu, tüm kusurlarına rağmen, kapitalizmin, insanın şimdiye kadar icat ettiği en iyi iktisadi sistem olup olmadığıdır."

Cevap metnin çevirisi idi. Yoksa cevap olarak hayır işaretleyecektim :-)

Soruyu yeniden sorup; F,G,H şıklarını oluşturup , yeniden cevaplayabiliyorsak, ne mutlu bizlere...

AmaTT dedi ki...

Aslında olay gayet kolay ne kapitalizm gibi girişimci ruhu tamamen kontrolsüz bırakacaksın nede komünizm gibi bastıracaksın, ama daima kontrol edeceksin. Tabi bana göre :d

AmaTT dedi ki...

sorosun ekli yorumu krizi çıkaranların niyetlerini birazcık ortaya koyuyor mudur nedir?
http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/525961-soros-cildirdi-mi

AmaTT dedi ki...

Ekonomik krizin sebebiyle ortaya çıkabilecek sonuçlarla ilgili güzel bir yazı buyrun okuyun:
http://www.haberturk.com/dunya/haber/654649-savas-ihtiyaci-kacinilmaz-oldu

Yorum Gönder

Genel ahlak kuralları dahilinde istediğiniz şekilde eleştiri ve yorum yapmakta özgürsünüz!

 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.
Related Posts with Thumbnails
Clicky Web Analytics

Düşünce